Bazıları doğduğu, büyüdüğü, sevip sevildiği, güldüğü, ağladığı toprakları bırakmaz. Hiç brakmak ta istemez.
Sen kendi toprağında büyüyorsun.
Tıpkı doğadaki bitkiler gibi. Kimileri sadece o iklimde, o rüzgarda, o toprakta yetişir. Ama kimileri de vardır ki, bir kıtadan diğerine getirilmiş yine de yeşerip büyümüşlerdir. Belki benzer iklime yolculuk ettiklerinden, belki de uyum sağlayıp daha dayanıklı hale geldiklerinden.
İnsan doğanın bir parçası mıdır sorusuna, insanın ve bitkilerin davranışları üzerine biraz düşünerek cevap aramaya çalışacağım. İnsan adaptif bir varlık, çoğu zaman. Hayatta kalmak ve devam etmek için bulunduğu koşullara uyum sağlar. Kolaya ve iyiye çabuk alışır. Zora gelmek pek istenmese de sonunda erişilen muvaffakiyete değer denir. Böyle motive eder kendini, hep bir sonraki aşamaya geçmek ister. Bazen olduğu yerde ve koşullarda bunu yapamacağını anlar ve göç eder. Yeşerip hayatta kalabileceği yeni bir yer bulur.
Burada bir duralım…Gerçekten bunu genelleyebilir miyiz? Hiç mi pes eden yok, yapamıyorum artık diyen yok, atalete kapılıp giden yok. Elbette var. Onlar, fazla su verdiğimiz veya hiç sulanmamış bitkiler gibi solup gidenler. Onlar suyu, güneşi, toprağı yerinde olsa da hiç çiçek açmayanlar. Onlar çeşit çeşit bitkiler, çeşit çeşit insanlar.
Ağaçların değişen iklim koşullarına uyum sağlamak için yıl be yıl göç ettiklerini biliyor muydunuz? Gelecekte birer fidan olacak meyvelerini daha uzağa fırlatarak yavaş yavaş yerlerini değiştiriyorlar.
Tıpkı insanlar gibi ağaçlar ve bitkiler. Ya da insan tıpkı onlar gibi. Aslında farketmez, eğer hepimiz doğanın parçası isek.
İster yerel olun ister dünya vatandaşı; neye ihtiyacınız olduğunu bulacağınız yollar arayın. Kendinizi bulduğunuzda toprağınızı ve ikliminizi de bulmuş olacaksınız. Belki yalnız bir ağaç, belki de bir ormanın parçası ama gittiğiniz her yerin endemiği olacaksınız. Özgün ve kendinden emin.
